25 Haziran 2011 Cumartesi

Çok özleduk Kazım'i ağlasak ayip midur...

Denizde karartı var bu gelen kayik midur...

Çok özleduk Kazım'i ağlasak ayip midur...

Oy dumanlar dumanlar hep dağlari sardunuz...

Yüreğumun derdini bilsenuz ağlardunuz...

...Bıraktığın gibi durmuyor bu dünya,
Bahar geçiyor, yaz geçiyor, ama sen geçmiyorsun.

15 Haziran 2011 Çarşamba

Ajanda Haziran sayısı yayında!



1. yılımızı doldurduğumuz dergimizin yeni sayısı yine dopdolu içeriğiyle karşınızda! Ayrıca sevgili yazarımız İmge'nin çevirisini yaptığı kitabı kazanmak için ayrıntıları dergide bulabilirsiniz.

Dergiyi online okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

http://issuu.com/ajanda/docs/ajanda-haziran

PDF olarak indirmek için

http://www.divshare.com/download/14995855-a7b

Bu ayki konu başlıklarımız:



  • Etkinlikler
  • Sinedetay "Game of Thrones"
  • Ayın Blogu "Ful Yaprakları"
  • İnceleme Kitap "Roma'da Yedi Cinayet", "Kamelyalı Kadın"
  • Müze "Türvak Müzesi"
  • İstanbul'da Turist Olmak "İstanbul'un Yalıları"
  • Gönlümün İncileri "Bir Caddebostan Macerası"
  • Hobi "Etamin"
  • Markalaşma Sanatı
  • Çalışanın Çığlığı "İşe Alımlarda Sosyal Mecranın Önemi"
  • Bir Kaşık Bilgi "Erik"
  • Abrakadabra
  • Bunları Biliyor muydunuz? "İhsan Kemal Karaburçak"
  • Raflarda
  • Vizyonda
Sevgilerimizle,

Ajanda Ekibi

Bu yazıyı çok beğenerek ve zevkle takip ettiğim ajaNDa dergisine destek için blogda yayınlıyorum.

28 Mart 2011 Pazartesi

Hep Bir Ağızdan Türkü Söylemek, Hep Birlikte Halaya Durmak İçin

Bağımsız Türkiye” Düşünü Gerçeğe Çevireceğiz…
Bağımsızlık, her vatanseverin ortak düşüdür. Bunun için seve seve verir canını. Anadolu toprakları üzerinde, her ulustan, her inançtan insan, tarihin en onurlu bağımsızlık savaşlarından birini vermiş,
tüm vatanseverlerin kanı birbirine karışmıştır. Türk, Kürt, Arap, Ermeni, Çerkes, Laz, Alevi, Sünni...

Bu onurlu topraklarda, vatanımız bağımsız olsun, hiçbir emperyalist güç bu ülkenin zenginliklerini sömürmesin, alınterimiz sömürülmesin, özgür-eşit-bağımsız bir Türkiye kurulsun diye düştük toprağa o günden bugüne... Ortak düşümüzü gerçeğe çevirmek için yazıldı Kızıldereler... Anti emperyalist mücadelede, bu düş için ödendi bedeller...


Düşü gerçeğe çevirmenin kavgasını hala veriyoruz. Çünkü vatanımız hala işgal altında. Emperyalistler gizli-açık hala sömürüyorlar ülkemizi. Kavgayı sürdürüyoruz; vatanımızı ölesiye seviyoruz çünkü. Türkülerimiz
hala o sevdaya, hala o kavgaya dair bu yüzden...




Bu kez büyük bir halk konserinde, ücretsiz olarak düzenleyeceğimiz "Bağımsız Türkiye" konserinde haykıracağız o düşümüzü. Büyük bir sahne üzerinde, konuk sanatçı dostlarımızla birlikte bağımsızlık marşları, türküleri söyleyecek, şiirler okuyacak, gösteriler sunacağız.
"Bağımsız Türkiye" konseri, Bakırköy İncirli'de E-5 karayolu yanında her hafta "Cumartesi Pazarı"nın kurulduğu alanda yapılacak. 17 Nisan Pazar günü, saat 14.00'te başlayacak konserimiz. On binlerce 
dinleyicimiz dolduracak o alanı biliyoruz. Belki de dünyanın en büyük korolarından biri olacak o gün orada. Yüreği Türkiye'nin elbet bir gün bağımsız olacağı inancıyla dolu kocaman bir koro...


Halk müziğinden rock müziğe, etnik müzikten protest müziğe kadar, kendi alanlarında söz sahibi olan sanatçı dostlarımız, kendi şarkıları yanında Yorum şarkıları da seslendirecekler konserde. Mor ve Ötesi,
Kubat, Leman Sam, Burhan Berken, Tuncel Kurtiz ve diğer konuk dostlarımız, bizimle birlikte aynı sahneden seslenecek o gün...


Dans gösterileri de olacak programımızda... Konser alanının değişik yerlerine kurulacak barkovizyonlarla herkesin konseri rahatlıkla izleyebilmesi sağlanacak...
O gün orada yeni bir coşkuyla söyleyeceğiz türkülerimizi, şarkılarımızı, marşlarımızı... Yeni bir coşkuyla okunacak bağımsızlık şiirleri... Yürekler, bağımsızlık düşüyle bir kez daha yanacak. O inanç bir kez daha çelikleşecek gözlerimizde...
Aynı duyguları yaşayan herkesi 17 Nisan'da, saat 14.00'te Bakırköy'e çağırıyoruz...



28 Mart 1939 Madrid Düştü

28 Mart 1939 günü Madrid, Faşist General Francisco Franco'nun güçlerinin eline düştü. İspanya İç Savaşı sona erdi.

İspanya İç Savaşı, 17 Temmuz 1936 - 1 Nisan 1939 tarihlerinde İspanya'da milliyetçiler ile cumhuriyetçiler arasıda gerçekleşmiş iç savaştır. Savaş, 17 Temmuz 1936'da General Francisco Franco'nun komutasındaki milliyetçi güçlerin seçimle işbaşına gelen Cumhuriyetçi "Halk Cephesi" koalisyonuna karşı ayaklanmasıyla başlamıştır. Üç yıl süren ve İspanya'da büyük yıkıma yol açan iç savaş, 1 Nisan 1939'da milliyetçilerin zaferi ile sonlanmıştır. Savaşın sonucunda İspanya'da Franco'nun, 1975'deki ölümüne kadar sürecek olan, diktatörlüğü dönemi başlamıştır.
Hitler ve Mussolini isyanın başlamasından hemen sonra Franco'nun emrine birer uçak filosu göndererek 13,500 kişiyi Fas'tan İspanya'ya taşıdılar. Müteakip günlerde de 200,000'i geçen Alman, İtalyan ve Arap askeri bölgeye sevk edildi. Bunun karşısında Cumhuriyetçiler, SSCB'nin desteği ve muhtelif ülkelerden gelen gönüllülerin desteğini aldılar.

Bu savaşta Alman Kondor Lejyonu hava taktiklerini ve teorilerini denemek fırsatı buldu. Bunlar içinde en önemlisi 27 Nisan1937 yılında Guernica'nın yoğun hava bombardımanı ile yokedilmesiydi.
İspanya'ya oldukça fazla miktarda tank ve zırhlı araç gönderilmişti. Ne var ki, bunlar, zırhlı birlik teorisine uygun olarak kullanılmadı. Tanklar, piyade destek elemanı olarak kaldı. Bu durum, batılı gözlemcilerin zihinlerinde yanlış imaj bıraktı ve onlar tankın stratejik bir unsur olmadığı yanılgısına düştüler.
Mart 1939'da Falanjistler, yarım milyon ölü-yaralı, bir milyondan fazla sürgün ve sınırsız tahribata sebep olarak ülkeye hakim oldular. Almanlar deneyim açısından en kazançlı çıkan ülke oldu. İspanya İç Savaşı Hitler'in durumunu güçlendirdi. Fransa üçüncü bir Faşist komşuya sahip oldu.


Ayrıca Akdeniz'deki bu gerginlik Hitler'in Orta Avrupa'da rahat hareket etmesini; Avusturya ile Çekoslovakya'yı ilhakını kolaylaştırdı. Ayrıca Madrid'i Berlin-Roma Anti Kominterin paktına yakınlaştırdı. 1940'da Çelik Pakt adını alacak olan üçlü dayanışmanın temelleri de atılmış oldu.

16 Mart 2011 Çarşamba

MARTIN ONALTISINDA YEDİ CAN UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ


16 Mart Katliamı, 16 Mart 1978 günü İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi önünde 7 öğrencinin ölümü, 41 öğrencinin de yaralanmasıyla sonuçlanan bombalı ve silahlı saldırıdır.[1]
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi 1. sınıf öğrencisi olan Ülkücü öğrencilerin içinde gizlice faaliyet gösteren genç bir istihbaratçı, İstanbul Emniyeti'ne geçtiği bilgi notunda, ülkücülerin 8-10 gün içinde İstanbul Üniversitesi çıkışında solcu öğrencilerin üzerine dinamit atıp, silahlı tarama yapacakları’’nı bildirmiştir.
Emniyet arşivine 7 Mart 1978 tarih, 1.D.2.12780 koduyla girip resmiyet kazanan bilgi notunda belirtilen yer ve tarihte gerçekleşen katliama engel olunmadı. Bilgi notu katliamla ilgili soruşturma ve yargılamalar sürerken hiç ortaya çıkmadı. Olaydan 19 yıl sonra dava ikinci kez açılıncaya, bilgi notunun yazılışının üzerinden 22 yıl geçinceye kadar.
Şükrü Balcı ve Süreyya San'ın aralarında bulunduğu polis şefleri ‘‘görevlerinde kayıtsız kalmak’’la, Reşat Altay ise saldırıya uğrayan öğrencileri dağılma noktasına kadar koruma altında tutması gerekirken üniversite kapısında terketmekle suçlandılar. İzmit 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nde TCK 230 uyarınca görevi ihmalden yargılanıp, delil yetersizliğinden beraat ettiler. Sanık emniyetçiler hakkında verilen tek ceza polis başmüfettişlerinin önerdiği, disiplin cezası niteliğindeki ‘‘ihtar’’ cezası olmuştur.
16 Mart Katliam'ında öldürülen öğrenciler [2]

Kaynakça 

  1. ^ 16 Mart katliamı davası düştü, Radikal, 20 Ekim 2008, erişim tarihi: 28 Ekim 2008.
  2. ^ [1], İlerici Gençlik Dergisi

Bandista, de te fabula narratur

de te fabula narratur / senin hikayeni anlatıyorlar
23 Mart Ankara
24 Mart Eskişehir
25 Mart İstanbul
26 Mart İzmir

Hikâyelerimizin kimini 23-26 Mart tarihleri arasında yine isyanyadan kardeş bandamız Boikot eşliğinde Ankara, İstanbul ve İzmir’de gerçekleştireceğimiz konserlerle aktarmaya çalışacağız.
Sonrasında bir süre izninizi istiyoruz, malum önümüz 1 Mayıs, biraz nefeslenmek lazım.
Siempre – piroz be kıvamında
barra
lara karşı elefterya hattında
newroz ertesi teneffüsümüze bekleriz

Zaz à Montmartre : Les passants