8 Aralık 2010 Çarşamba

Ajanda Aralık Sayısı Çıktı..

Aralık Sayısı Yeniyıl konseptiyle büyüleyici!
Her sayfası göz alıyor!

Veeeee bu sayıda tüm okuyuculara Ajanda'dan yeniyıl sürprizi!

Aralık Sayısını pdf olarak indirmek için lütfen buraya tıklayın.

Online okumak için http://www.ajandadergi.blogspot.com/adresini ziyaret edin.

Mutlu ve sağlıklı yıllar dileriz.

ajandadergisi@gmail.com
Begenerek takip ettigim, harcadiklari emege sonsuz saygi duydugum ajanda online aktüel dergisine destek olabilmek için bu yazıyı aynen Ajanda Dergi den aldım. Hepsinin ellerine, emeklerine saglik. 

7 Aralık 2010 Salı

2010 Yılında da İstanbul Cop, Biber Gazı ve Devlet Terörü Başkenti Olmaya Devam Etti

Çok resim koymaya ve uzun uzun yazmaya gerek yok.

Akp modeli faşizm tam gaz ilerliyor. 

Yaşasın ileri demokrasi, yaşasın biber gazı, yaşasın işkence, yaşaşın cop. 

'Yetmez ama Evet' diyen aydın görünümlü, karaktersiz, satılmış, şerefsiz ve alçaklar sürüsü, bebeğini düşüren genç kadının karnına inen tekmeyi o polisler değil siz attınız. Aydınım diye geçinenler o tekme sizin, o bot sizin, o gazı siz sıktınız, o copu siz vurdunuz. 

İşte açıklıyorum işçileri, öğrencileri coplayan, gaz sıkan, tekmeleyen, işkence yapan, hamile kadınları yerlerde sürükleyip bebeklerini kaybetmelerine sebebiyet veren suçlular listesi:

***Alfabetik sıralamada AKP ideoloğu Anayasa Mahkemesi Raportörü Osman Can’ın bir yanında Oral Çalışlar, diğer yanında Oya Baydar var… Listeden bir demet: Adalet Ağaoğlu, Ahmet Kekeç, Alev Erkilet, Alper Görmüş, Atilla Aytemur, Avi Haligua, Aydın Engin, Ayhan Aktar, Ayşe Günaysu, Bahri Bayram Belen, Baskın Oran, Bayram Bozyel, Bülent Somay, Cafer Solgun, Celal Yıldırım, Cengiz Aktar, Cengiz Algan, Çağatay Anadol, Demiray Oral, Dilek Kurban, Emre Aköz, Erdağ Aksel, Ergin Cinmen, Ergun Özbudun, Erol Katırcıoğlu, Fadime Özkan, Ferhat Kentel, Garo Paylan, Görkem Yeltan, Gülçin Avşar, Gülden Sönmez, Gürbüz Özaltınlı, Halil Berktay, Hayko Bağdat, Hilal Kaplan, Jale Mildanoğlu, Kerem Kabadayı, Kezban Hatemi, Lale Mansur, Leman Yurtsever, Leyla İpekçi, Markar Esayan, Mehmet Altan, Mehmet Rasgelenler, Mehmet Uçum, Mithat Sancar, Mustafa Paçal, Mustafa Şentop, Necmiye Alpay, Oral Çalışlar, Osman Can, Oya Baydar, Ömer Laçiner, Perihan Mağden, Roni Margulies, Salih Tuna, Sami Evren,  Sezai Temelli, Sinan Özbek, Şahin Alpay, Şenol Karakaş, Taner Ziya Koçak, Tatyos Bebek, Tuğbay Öz, Turgay Oğur, Ümit Kardaş, Ümit Şahin,  Yalçın Ergündoğan, Yasemin Çongar, Yasemin Göksu, Yıldıray Oğur, Yıldız Önen, Yıldız Ramazanoğlu,  Yücel Sayman, Zaycan Akış, Zeynep Tanbay… Ve ismini bilmediğim diğer "yetmez ama evet" çiler. Kına yakın nur topu gibi bir bebeğiniz olmadı. Doğmamış bebeğin katili oldunuz. Hadi çıkın ekranlara haykırın; 'yetmez, daha fazla işkence lazım, daha fazla şiddet lazım, daha fazla ölüm lazım'..!


Hadi çıkın sokaklarda kutlayın. Doğmamış bebeğin operasyonu. Siz seversiniz o yüzden bunun ismi HAYATA DÖNÜŞ OPERASYONU 2 olsun. Aralık ayında yapmayı sevdiğiniz operasyonlardan.

*** İsimler Birgun gazetesinde cikmis bir yazidan alinmistir.

6 Aralık 2010 Pazartesi

Kardeşimsin Alexis, Hepimiz 16 Yaşındayız

Yunanistanda, 6 Aralık 2008 günü, Aleksis Grigoropulos isimli 16 yaşındaki bir genci polis kurşunuyla katledildi. Aleksis'in katledilmesi karşısında, merkezinde Atina olmak üzere tüm ülkede işçiler, emekçiler, öğrenciler ayağa kalktı. Tıpkı 1985'te yaşanan son polis katliamı karşısında olduğu gibi, bir kez daha araçlar ateşe verildi, devlet binaları yakıldı, yollar kesildi, üniversiteler işgal edildi. Yunan halkının Aleksis'i eylemli sahiplenişi, okulların dahi kapanmasına neden oldu. Yunan devleti ise, polis cinayeti yetmiyormuş gibi, işçi ve emekçilerin bu haklı öfkesini de olağanüstü hal ilanıyla bastırma arayışındaydı. 


İsyanın daha başlangıcında Yunan içişleri Bakanı yaşananlardan dolayı istifasını verdi ancak başbakan tarafından kabul edilmedi ve korundu. Türkiye'de oldugu gibi olayın münferit oldugu savunuldu.

Yaşanan tüm olayların altında farklı sebeplerde bulunmakta... Örneğin; hükümetin eğitim-öğretim alanında uyguladığı yanlış politikalar,işsizlik,gençlerin gelecek kaygısı ve daha bir çoğu.

Olaylar ilk 8 gününde 200 milyon avroluk zarara yol açtı. Yunan hükümetinin elindeki göz yaşartıcı gaz bombası ise tükendi bu nedenle yeni siparişler verildi. Ordu sarı alarma geçirildi. Ayrıca yunan rütük kurumuda yunan gazete ve televizyonlarına gönderdiği genelgede aşırı şiddet olaylarının gösterilmemesini istedi.

Gösteriler ise sadeceYunanistanla sınırlı kalmadı, avrupa ülkeleri ve Türkiye'de de devam etti. İstanbul ve İzmir'deki Yunanistan konsoloslukları önlerinde gösteriler düzenlendi. Ülkemizden de Yunanistandaki mücadeleye destek iki yıldır artıyor.
Yunanistanın tümüne yayılan etkinliklerde işçi gençlik ve tüm emekçilerin sloganı ise hepimiz 16 yaşındayız.




BİZİM ÜLKEMİZDE BİR GENÇ,POLİS TARAFINDAN KATLEDİLİNCE NELER OLUYOR?



Bu yaşananlar bizim ülkemize çok da uzak şeyler değil .Fazla geriyede gitmeye gerek yok yaklaşık 2 yıl önce Engin Ceber, polis tarafından katledildi.



Yaşanan bu iki olay arasında ki fark nedir?



HİÇ!



Tepkiler neden farklı?



Çünkü bizim halkımız bilinçli değil



Çünkü bizim halkımız korkuyor



Çünkü gerekli kamuoyu oluşturulamıyor!



Devlet ceza vereceği yere suçluları ödüllendirircesine aklıyor.

Böyle bir ortamda elbetteki tepkiler farklı olacaktır.

Biz istiyoruz ki bu yaşananlar değişsin biz istiyoruz ki sesimiz daha yükseklere çıksın biz istiyoruz ki daha güçlü olalım.Tüm bu nedenlerle bu ve benzeri yaşanmış ve yaşanmakta olan bir çok olaya karşı yaşanmış ve yaşanmakta olan bir mücadelenin bize örnek olabileceğini düşünüyorum...

28 Kasım 2010 Pazar

Haydarpaşa Değil, Tarihimiz, Kültürümüz Yanıyor

Haydarpaşa Garı... Yıllardır AKP hükümetinin bir otel ve gökdelen projesinin parçasıydı. Çevreciler, gerçek İstanbullular ve tarihine sahip çıkanlar bu yağma, peşkeş ihtimaline karşı tepki gösterdiler hep. Ancak bugün Haydarpaşa Garı yandı. Yürüyerek 10 dakika mesafede bulunan itfaiye 20 dakika sonra geldi. Garımız, kültürümüz yakıldı. Bundan sonra AKP halay çekerek, kahkalar atarak bizlerin tepkisizliğinden yararlanıp çok önceden söz verdiği sermaye sahiplerine bu binayı ve çevresini peşkeş çekecektir. Bu ülke insanı ne yazık ki koyun kadar bile tepkili değildir. Koyun bile bıçak vurulduğunda kaçmaya çalışır. Bizim insanımız uzaktan seyreder, yan gelir yatar, "Bana ne, ister gar olsun, ister otel" der... 
HAYDARPAŞI GARI TEKRAR GAR OLARAK RESTORE EDİLMEK ZORUNDADIR... 
BU YANGINA VE YIKIMA SESSİZ KALAN ŞEREFSİZDİR.

TKP 90.Yaşında


TKP li değilim. Evet sosyalistim ama TKP li değilim. Ancak ülkemde Türkiye Komünist Partisi diye bir parti olmasından çok memnunum. 90 yıldır hayatını öyle ya da böyle sürdürüyor olmasından da gurur duyuyorum. Komünizm ismini korkmadan telaffuz edenlerin varlığı beni memnun eden. Ben oy kullanmasam bile, bu seçim sistemini ve düzeni protesto etsem bile seçim pusulasında "Türkiye Komünist Partisi" diye bir seçeneğin bulunmasından memnunum. 1920 Bakü'den, Mustafa Suphi'den günümüze yaşıyor olmalarından memnunum. Bugün 90.yılını bir etkinlikle Abdi İpekçi Spor Salonu'nda kutlamış TKP. Etkinlik 1789 Fransız Devrimi temsili ile başlamış. 2010 yılında Paris'ten İstanbul'a, komünün başkentinden bizim kavgamızın başkentine kendimce selamlarımı gönderiyorum. 90.yılın kutlu olsun TKP.