Yaşımızdan mı, ailemizden mi bilinmez ama ruhumuzda asilik, başkaldırı, direnmek, protesto etmek, muhalafet etmek, doğru bildiğimizi evde, okulda, işyerinde, sokakta savunmak var. Bakmayın öyle orta karar güzel olduğumuza aslında erkek gibiyiz. Ancak ne yaparsak yapalım içimizde bir anne duygusu var. Belki her şeye daha duyarlı, daha asi bakışımız bundandır.
Erkek arkadaş çevrem genellikle bizim yanımızda hatun sohbeti yapmaktan fazlasıyla hoşlanırlar. Geçen hafta konu "Özge Uzun" idi. Anlatış hallerini görseniz, sözlerini dinleseniz "lan bunlar hakikaten güvenilmez yaratıklar" dersiniz. Belki içleri aslında görünmek istedikleri maçoluktan uzaktır ama beni bağlamaz. Ben bu konuşmadan sonra kim ula bu "Özge Uzun" denen hatun?? merakına düştüm. Tamam bizim erkekleri toplasanız beşinin en iyi fiziki yanlarını birleştirseniz bir İlyas Salman olamazlar ama merak etmedik değil bu gözlerinin içi parlayarak anlattıkları hatun kişiyi. Baksana sabah kalkıp haber saati izler bile olmuşlar. Oysa ben nefret ederim erken kalkmaktan. Hadi dedim internetten bakayım önce nedir ne değildir, sonra gerkise erken kalkar bir sabah izlerim. Wala hatun kişi güzel, soyadı gibi uzun, alımlı ama her resminde gözleri bu kadar güler mi insanın ya?! dedim ve araştırmayı genişlettim. İşte orada karşıma bir Dağhan gerçeği çıktı. Bu bizim sadece vücuda bakan, biraz bacak görünce azan, hayvani duyguları çok ama kendileri az gelişmiş erkek milletinin asla haberinin olmadığı bir durum vardı ortada. Çok tatlı, çok şirin, mavi gözlü bir dev. Hatta kendi blogu bile var bu devin "MAVİ GÖZLÜ KÜÇÜK DEV'İM" diye...
Okudukça, internette araştırdıkça Dağhan'ı kucaklamak, öpmek öpmek öpmek istedim. Ve ona şunları söylemek istedim : "Annen var ya annen sadece dünyanın en kutsal işini yapıp seni karnında taşımadı, sadece seni dünyaya getirmedi. O annen var ya kimsenin kolay kolay taşıyamayacağı bir yükü gülen gözleriyle, gözlerinden saçılan pozitif enerjisiyle başkalarını cesaretlendirirken taşımaya devam ediyor. Herkes kolay anlamaz bu durumu. Keşke Meryem ana hayatta olsa ve oğlu İsa'yı çarmıha giderken izlediği anları anlatsa dünyaya. Emin ol Dağhancım senin annen işte Kutsal Meryem gibi bir anne" Zaten bütün anneler kutsaldır öyle değil mi?
Okudukça, internette araştırdıkça Dağhan'ı kucaklamak, öpmek öpmek öpmek istedim. Ve ona şunları söylemek istedim : "Annen var ya annen sadece dünyanın en kutsal işini yapıp seni karnında taşımadı, sadece seni dünyaya getirmedi. O annen var ya kimsenin kolay kolay taşıyamayacağı bir yükü gülen gözleriyle, gözlerinden saçılan pozitif enerjisiyle başkalarını cesaretlendirirken taşımaya devam ediyor. Herkes kolay anlamaz bu durumu. Keşke Meryem ana hayatta olsa ve oğlu İsa'yı çarmıha giderken izlediği anları anlatsa dünyaya. Emin ol Dağhancım senin annen işte Kutsal Meryem gibi bir anne" Zaten bütün anneler kutsaldır öyle değil mi?
Bir haftadan fazla zamandır Özge Uzun'u izliyorum. Kendisiyle barışık hallerini, gülen yüzünü, parıldayan, enerji saçan gözlerini... Evladına olan sevgisi ve evladının alkışlanacak mücadelesine yaptığı katkısı esas olarak onu benim gözümde güzel yapan. Bu yazıyı yazdım çünkü kadın vücudunu başka gözle görmeyi erkeklik sanan bazı hıyarlar belki bir kez olsun farklı gözle izlerler "Güne Merhaba"yı.
Teşekkürler Özge Uzun ve mavi gözlü küçük dev adam. Anneme bu akşam daha sıkı sarılmam gerektiğini bana hatırlattığınız için.
Teşekkürler Özge Uzun ve mavi gözlü küçük dev adam. Anneme bu akşam daha sıkı sarılmam gerektiğini bana hatırlattığınız için.
Anneme bu akşam şunları söyledim "devrim yapamasam bile evlenir çocuk yaparım be anne, annelikten daha büyük devrim mi var?" :) ...


