Balyoz harekat Planı’nın altında “Balyoz Sıkıyönetim Komutanı” sıfatıyla imza atan Çetin Doğan, bu planı, Türkiye çapında sıkıyönetim ilanı sağlandıktan sonra ‘AKP hükümetini devirecek bir karar ve eylemler bütünü’ olarak tahayyül etmişti.” (Taraf)
Ordunun “İç düşman” olarak kodlandırdığı “tehlikelere” karşı planlar yapıp stratejiler çizdiği bu plan ve stratejileri değişen koşullara göre güncelleyip geliştirdiği biliniyor. Sır değil.
Muhtemelen yapanların dahi unuttuğu planların ayrıntıları ise yıllar geçtikten sonra Zaman üzerinden Taraf’a iletilerek, bu gazetenin yazarlarının tahayyül gücüne göre zenginleştirilip “pehlivan tefrikası”na dönüştürüldükten sonra öğrenmemiz sağlanıyor. Bu da sır değil.
Dış düşman kuvvetlerine karşı yapılan 81 vilayet, sayısını bilemediğim çoklukta kasaba, nahiye, köy ve mezranın düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümleri için yapılan tatbikatlarda “biz” ve “onlar” olarak ayrılıp sınıflandırılmış zabıta memurları, itfaiyeciler, öğrenciler meydanlarda “kanlı” müsamereler yaparlar. Bunlara da alışık olmalısınız!
Bunlardan birincisinin dehşet vericiliği ikincisinin de en azından yakışıksızlığı ayrı ancak, bunların ortalığa dökülürkenki zamanlaması ve belgeler faş edilirken araya sıkıştırılan değerlendirmeler bana biraz tuhaf geliyor. Yazının başına aldığım işte bu tuhaflıktır.
Son “Sakal”, ”Çarşaf” planlarını yapan Genarallerden Çetin Doğan’nın bu planları yaparken “AKP hükümetini devirmeyi tahayyül etmesini” anlayamadım.
