24 Aralık 2009 Perşembe

Maraş Katliamı 31. yılında...



Maraş katliamının 31. yıl dönümü, "faili Ergenekon" çarpıtmalarının gölgesinde ve Alevilere, AKP'nin "Alevi Açılımı" paketinden fırlayan katliam sanığı Ökkeş Şendiller kepazeliğinin yaşatıldığı günlerde anıldı.


31. yıl dönümü nedeniyle son birkaç gündür çeşitli etkinliklerle anılan Maraş Katliamı, "Ergenekon" ile açılan dönemde, ülke tarihinin yeniden yazılması ve devlet beslemesi eli kanlı sağcı örgütlerin aklanması girişimlerine konu edilen olaylardan biri olduğu için, bugün daha da önem kazanıyor.

AKP'nin, Alevilerin Cumhuriyetin tasfiyesi projesine eklemlenmesi yolunda attığı "Alevi Açılımı" adımının ikiyüzlülüğünün nişanesi olarak, davanın bir numaralı sanığı Ökkeş Şendiller'in geçtiğimiz günlerde yapılan 6. Alevi Çalıştayı'na davet edilmesi de, Maraş Katliamının anıldığı bugünlerde, AKP'nin geçmiş iktidarların yolundan devam ettiğine iyi bir kanıt oluşturuyor.

Türkiye'de 12 Eylül darbesine zemin oluşturmaya yönelik provokasyonlarda, yüzlerce aydın, gazeteci, sendika lideri, sol partilerin üyeleri ve yöneticilerinin, 12 Eylül sonrasında da yine ilerici ve solcuların yanı sıra Kürt ulusal hareketinde yer alanların da yoğun bir şekilde "faili meçhul" cinayetlerle katledilişinin habercisi sayılabilecek Maraş Katliamı, 1978 yılının Aralık ayında gerçekleşti.

Birkaç güne yayılan ve 23-24 Aralık günlerinde, kadın, çocuk, genç, yaşlı yüzlerce insanın öldürülmesi, binlercesinin yaralanmasıyla tepe noktasına ulaşan ve bizzat devletin tüm kurumlarının işbirliği ve MHP üyesi ülkücülerin tetikçiliği sonucu kent halkının galeyana geldiği katliamda, saldırıların hedefi Aleviler oldu.

Katliam nasıl tezgahlandı

Maraş Katliamı, devlet destekli ülkücü çetelerin ve dinci-gericilerin düzenledikleri komplolar sonucu, resmi rakamlara göre 111, Alevi kaynaklarda dile getirildiğine göre ise 500'e yakın insanın yaşamını yitirdiği, binlercesinin yaralandığı ve kalıcı sakatlıklara uğradığı, kadınlara tecavüz edilip çocuklar ve yaşlıların öldürüldüğü insanlık dışı olaylarla tarihe kazındı.

17 Aralık 2009 Perşembe

Alexis Grigoropoulos

16 Yaşındaydı ve hep 16 yaşında kalacak.
Unutmadık.

1 yıl sonra, seni anıyoruz, unutmuyoruz.
Öfkemiz ve üzüntümüz halen içimizde.


FHKC gücünü gösterdi


FHKC'nin abluka altındaki Gazze Şeridi'nde düzenlediği miting kitleselliğiyle öne çıktı.


Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC), 42'nci kuruluş yıl dönümünü Gazze'de düzenlediği kitlesel mitingle kutladı.

Hamas'ın kontrolündeki Gazze Şeridi'nin merkezi Gazze'de önceki gün “Zafere Kadar Birlik, İnat, Direniş” sloganıyla düzenlenen mitinge 70 bin kişinin katıldığı belirtildi. Ocak 2006'daki genel seçimlerde Gazze Şeridi ve Batı Şeria'dan toplam 42 bin oy alan FHKC'nin, 1,5 milyon nüfuslu Gazze Şeridi'nde düzenlediği mitingin kitleselliği dikkat çekti.

FHKC Siyasi Büro üyesi Rabah Muhanna, mitingde yaptığı konuşmada genel olarak direnişin ve özel olarak silahlı mücadelenin yükseltilmesi ve direnişin ulusal ölçekte koordine edilmesi çağrısında bulundu. Yaklaşık 20 yıldır sürdürülen “müzakere” sürecinin çıkmaza girdiğini belirten Muhanna, bu durumun Filistin'deki tüm siyasi güçlerce kabullenilmesi gerektiğini söyledi ve İsrail'le güvenlik konusunda yapılan tüm koordinasyon çalışmalarının sona erdirilmesini istedi.


Muhanna tüm Filistinli siyasi güçleri, Filistin'in ulusal çıkarları için, başkenti Kudüs olan bağımsız Filistin devleti, kendi kaderini tayin hakkı ve Filistin toprakları dışındaki mültecilerin geri dönmesi temelinde birlik olmaya çağırdı. Muhanna FHKC'nin İsrail ve ABD liderliğindeki emperyalist cephe yenilene kadar devrimci mücadelesini sürdüreceğini vurguladı.

Muhanna konuşmasının sonunda Filistin bayrağına gönderme yaparak ulusal birlik çağrısını yineledi: Hamas'ın yeşili, El Fetih'in beyazı, İslami Cihat'ın siyahı ve FHKC'nin kızılı...

Mitingde söz alan çok sayıda konuşmacı arasında şu anda işsiz olan Filistinli işçi Muhammet Halidi de vardı. İşgalin ve ablukanın yarattığı işsizliği ve yoksulluğu gündeme getiren Halidi, “Bugün işçiler olarak Siyonist savaş aygıtına, haksız ablukaya ve öldürücü işsizliğe karşı kararlılığımızı vurgulamak için buradayız” diye konuştu.


12 Aralık 2009 Cumartesi

Mahkeme "rahat" karar verdi


DTP'nin kapatma davası, öncesindeki bütün gerilime karşın, Anayasa Mahkemesi'ni zorlamadı. AKP'nin "kapansın" işaretine, Tokat saldırısının karardan bir gün önce üstlenilmesi ve Öcalan'ın "dünyanın sonu değil" açıklaması eklenince "kapatma" kolaylaştı.


Anayasa Mahkemesi 4 gün süren görüşmelerin ardından dün akşam saatlerinde Demokratik Toplum Partisi'ni (DTP) kapatma kararı aldığını açıkladı. DTP hakkındaki kapatma davası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 16 Kasım 2007 tarihinde açılmıştı. Dava açıldıktan 2 yıl 26 gün sonra verilen kapatma kararı oy birliği ile alındı.

Kararı açıklayan Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç DTP'nin, eylemleri yanında, PKK ile bağlantıları da değerlendirildiğinde, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı nitelikteki fiillerin işlendiği bir odak haline geldiği anlaşıldığından, Anayasa'nın 68 ve 69. maddeleriyle 2820 Sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 101 ve 103. maddeleri gereğince kapatılmasına oybirliğiyle karar verildiğini söyledi.

Kapatma kararı ile birlikte DTP Genel Eşbaşkanı Ahmet Türk ve Diyarbakır Milletvekili Aysel Tuğluk'un milletvekillerinin düşürülmesine, Türk ve Tuğluk dahil 37 kişiye 5 yıl boyunca siyaset yasağı getirilmesine ve DTP'nin tüm malvarlığının da Hazine'ye devredilmesine karar verildiği açıklandı.

İddianamede ise Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk'un yanısıra DTP milletvekilleri Sebahat Tuncel, Osman Özçelik, İbrahim Binici, Selahattin Demirtaş, Sevahir Bayındır ve Fatma Kurtulan'ın da aralarında bulunduğu 221 parti üyesi için siyasi yasak kararı alınması isteniyordu. Yasak kararı için "ılımlı kanat" olarak nitelendirilen Türk ve Tuğluk'un neden seçildikleri merak ediliyor.

5 Aralık 2009 Cumartesi

TRT'nin balığı aslında evrimi destekliyor


Bilim insanları, TRT'de "Evrimi bitiren balık" olarak sunulan ve bir skandalın patlamasına meydan veren habere konu edilen coelacanth türü balıkta evrimin izlerinin görüldüğünü açıkladılar.

Üniversite Konseyleri Derneği Evrim Sürüyor Çalışma Grubu, TRT'de "evrimi bitiren balık" olarak sunulan coelacanth türü balıkla ilgili bir açıklama yaptı. Bilimsel veriler sunan açıklama şu şekilde:

"Bir kamu kuruluşu olan TRT‘de geçtiğimiz günlerde “Darwin’i bitiren balık” başlığı ile sunulan “evrim” haberi yayınlanmıştır. Hiçbir bilim insanına danışmadan böyle asılsız haberler yapılması, evrim ve bilim konusunda yürütülen dezenformasyonun bir ayağı olarak işlev görmüştür. Biyolojinin farklı alanlarında çalışan bilim insanları olarak Coelacanth’ın bilimsel boyutunun kamuoyuna duyurulmasını önemli görüyoruz.

1 Aralık 2009 Salı

Son Padişah Aziz Yıldırım



Aziz Yıldırım´ın veya yönetiminin ara sıra "hata yapması" diye bir olay söz konusu değil ki! Aziz Yıldırım´ın Fenerbahçe kulübüne bakışı kendi başına bir hata. Başkan için insan ya da kurumlara serbest pazar kuralları dışında bir bakışın söz konusu olduğunu zannetmiyorum. Kâr maksimizasyonu‚ piyasada rekabet etmek gibi kriterleri var bence sadece. İnsan merkezli ya da tribün kültürü/futbol kültürü ile en ufak bir kaygısı ya da bu konuları irdelemekle bir ilgisi olmadığı ortada. Futbol kültürün zaman içinde nasıl geliştiği‚ tribünün ne demek olduğu başkanı ilgilendirmiyor.


Bildiğini düşündüğü kapitalist ekonomi kuralları ışığında kafasında oluşturduğu Fenerbahçe kulübü/Fenerbahçe taraftarı kavramları var. Kulüp onun gözünde sürekli karını ve ekonomik rekabetçiliğini artırması gereken bir şirket. Taraftar da bu şirkete ve şirket müdürü olarak kendisine koşulsuz biat ve hizmet etmesi gereken robotlardır. Fenerbahçe taraftarı şirketin müdürünü eleştiremez (bkz. pankart yasakları)‚ şirket yönetiminin yönetme tarzını da eleştiremez‚ değeri de Fenerbahçe şirketine yapacağı parasal katkı kadardır. Aziz Yıldırım yönetimi için Fenerbahçe bir serbest piyasa oyuncusu bir şirkettir‚ taraftar da kendini şirket ve onun yöneticisine adamış çalışanlardır. Kafalarına göre hareket edemezler‚ isyan edemez‚ tepki gösteremezler. Çünkü bu tip durumlarda piyasada şirketin değeri düşebilir; müdürün otoritesi sarsılabilir.

30 Kasım 2009 Pazartesi

Gerilla liderliğinden devlet başkanlığına

Uruguay’daki seçimlerde Geniş Cephe’nin adayı eski gerilla José Mujica yüzde 51 oyla başkanlığa seçildi.

Uruguay’da ilk turda Geniş Cephe’nin yüzde 48 oy alması ve mutlak çoğunluk sağlayamaması nedeniyle ikinci tura kalan seçimlerde Geniş Cephe’nin adayı José Mujica oyların yüzde 51’ini alarak başkanlığa seçildi.
2005’ten beri ülkede yine Geniş Cephe’den seçilmiş olan Tabaré Vazquez başkanlık görevini yürütüyordu. Vazquez’in başkanlığı sırasında ülke üç sene yüzde 7 ekonomik büyüme oranı yakalamış, işsizlik ülke tarihinin en düşük seviyesine inmişti. José Mujica, Tabaré Vazquez’in politikalarına devam edeceğini açıkladı. Mujica, Vazquez’in ekonomi bakanı Danilo Astori’yi bu görevde tutacağını şimdiden ilan etti. Astori, ekonomi bakanlığı döneminde Wall Street tarafından “övgüye değer” bulunmuştu.
3 milyon 350 bin nüfusa sahip ülkede Geniş Cephe’nin destekçileri, Mujica’nın zaferini kutlamak için Montevideo’da toplandılar. Burada halka seslenen Mujica, Uruguaylılar’ın sorunlarına sırtını dönmeyeceğini ve kara günlerinde yanlarında olacağını söyledi. Başkanlık görevinin geçici olduğunu, kalıcı olanın halk olduğunu vurgulayan Mujica, “İktidarın yukarıda bir yerlerde olduğuna inanan ve iktidarın büyük kitlelerin yüreklerinde olduğunu anlamayanlar var” dedi. Programatik konuşmalar yapmanın zamanı olmadığını belirten Mujica, halka teşekkür etti.
Gerilla liderliğinden devlet başkanlığına
74 yaşındaki Mujica, altmışlı ve yetmişli yıllarda Tupamaros gerilla hareketinde yer almış, 1973-1985 arasındaki askeri diktatörlük döneminde uzun süre hapiste yatmıştı. “Pepe” olarak da bilinen Mujica, diktatörlüğün elinde olduğu sürede çok kötü muamele görmüş, iki sene boyunca bir kuyunun dibinde kalmıştı. Mujica, Tupamaros hareketiyle diğer birçok sol örgütün bir araya gelerek Geniş Cephe’yi kurmasında etkin rol oynamıştı. Geniş Cephe 2005’te Tabaré Vazquez’i başkanlığa seçtirdiğinde, ülkede yüz yıldır süren sağın iktidarı ilk defa kırılmıştı.

“Lula’nın izinden gideceğim, Chávez’in değil”
Eski radikal geçmişini bir tarafa bıraktığını söyleyen Mujica, seçimlerden önce ülkeyi ılımlı bir çizgiyle yöneteceğini açıklamıştı.Sağdan kendisine yöneltilen “Chávez’in çizgisine girme” eleştirisini reddeden Mujica, Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva’ya benzemeye çalışacağını söylemişti.