12 Haziran 2010 Cumartesi

İnciraltı Katliamının üzerinden 30 yıl geçti!

Tarih 12 Haziran 1980’i gösteriyordu.

İzmir’in İnciraltı öğrenci yurdu, Anadolu’nun dört bir yanından üniversite kapılarında “umut” aramak için gelen liseli öğrencilerle doluydu... Yurdun üniversitede okuyan sürekli öğrencileriyle liseliler, yurt bahçesinde toplanmış, sınav öncesi bir eğlence tertiplemişlerdi.

MHP’li faşist Üsteğmen Hasan Dimici, öğrencilerin şenliği sürerken, yüzlerce askeriyle sinsice İnciraltı yurdunun etrafını sarıyordu.

İzmir polisi yurdun bulunduğu bölgenin giriş-çıkışlarını kesmiş, İnciraltı yurduna ulaşacak yardımı önlemekle görevlendirilmişti. Düşman bölgesine çıkartma yapmak üzere eğitilmiş, özel donanımlı Foça Amfibi Birliği de “görev” başındaydı.

Asteğmen Necip Pınar ve Çavuş Hasan Dimici, generallerden aldığı emirle, taburunu İnciraltı Yurdu kapısına dayadı. Faşist Çavuş Hasan Dimici “Türküler sussun, halaylar dursun, herkes ayağa kalksın!” diye bağırdı. Öğrenciler karşılarındaki yüzlerce silahlı askerle göz göze geldi. “Ateş!” diye höykürdü eli kanlı faşist. Kurşunlar genç bedenlerin kollarına, göğsüne saplandı. Erkek-kız öğrenciler can kaygısıyla kendilerini yere attılar. Yine “ayağa kalkın” diye böğürdü faşist. Öğrenciler kaçıştılar. Bir kısmı “Kahrolsun Faşizm!” sloganını haykırdı. G-3’ler, Tomson’lar yeniden ateşlendi. 6 öğrenci, katledildi. Üniversiteye umutlarıyla gelmişlerdi, üniversite mezarları oldu.

Bu apaçık devlet terörüydü. Yaralı ve sağ kalma “şansı”nı bulanlar, gözaltına alınarak İnciraltı yollarına dizildiler kurbanlık koyunlar gibi. Polisler yetişti hemen. Asker çekildi. Polis copu indi bir çoğu yaralı yerde yatanların üzerine.

Resmi olarak 6 öğrencinin asker kurşunuyla öldüğü kabul edildi. Birkaç kurbanlık “erat” tutuklandı. Emri verenler, sıkıyönetim zamanı, emir alanları “yargıladılar”. Üsteğmen Hasan Dimici, 2 yıl “ceza” aldı. Sonuçta şartlı tahliye, infaz indirimi, zaman aşımı derken serbest bırakıldı. Ve bu pervasızlığa “Hukuk Devleti” dendi.

30 Yıl geçti. Halka, devrimcilere yönelik onlarca katliamda olduğu gibi tozlu raflarda kaldı katiller. Ancak ne o zihniyeti, ne o dönemi, ne de hayatını kaybeden öğrencileri UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ...

12 Eylül; Darbecisiyle, hukuku, kültürü, oluşturulan vesayet ilişkileriyle, suç ve cinayet örgütleri ile hesap sorulmamış, karanlık bir dönem olarak önümüzde duruyor.
• 1 MAYIS KATLİAMI 1 Mayıs 1977
• İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ KATLİAMI 16 Mart 1978
• ANKARA TEPECİK KATLİAMI 8 Ağustos 1978
• ANKARA BALGAT KATLİAMI 10 Ağustos 1978
• ANKARA BAHÇELİEVLER KATLİAMI 8 Ekim 1978
• KAHRAMAN MARAŞ KATLİAMI 19 Aralık 1978
• ARTVİN ŞAVŞAT KATLİAMI 23 Temmuz 1979
• KAYSERİ KATLİAMI 8 Kasım 1979
• İSTANBUL BEŞİKTAŞ KATLİAMI 16 Aralık 1979
• TARSUS KATLİAMI 23 Nisan 1980
• İZMİR İNCİRALTI KATLİAMI 12 Haziran 1980
• ÇORUM KATLİAMI 11 Temmuz 1980

Bunlarla hesaplaşmadan; düşüncenin suç olmadığı, insanların gözaltında kaybolmadığı, işkence görmediği, faili meçhullerin olmadığı, özgür ve demokratik bir ülkeyi nasıl kurabiliriz?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder